SİGORTA ŞİRKETLERİNDE RİSK ODAKLI SÜREÇ BELİRLEMEYE TEORİK YAKLAŞIM

Bitirme ödevimde süreç ve risk yönetimi ile sigorta şirketlerinde risk odaklı süreç belirlemeye ilişkin teorik ve pratik yaklaşımları sunmuştum. Aşağıda da risk odaklı süreç belirlemedeki teorik yaklaşımı sunayım dedim. İşe yarar bir şeyler olursa ne âlâ.

Risk Odaklı Süreç Belirleme ve İşin Teorisi

Sigorta şirketlerinin temelde üretim, tahsilat, muhasebe, reasürans ve hasar süreçlerine sahip olduğu bilinmektedir. Riskler bazında ise finansal risk, operasyonel risk ve stratejik risklerden farklı detaydaki türlerine maruz kaldıkları anlaşılmaktadır. Ancak sigorta şirketlerinin sigortalama ve emeklilik işlemleri bazında da risklere maruz kaldıkları ileri sürülmektedir. Özellikle doğası gereği önemli hesaplamalara dayanan sigorta bedeli belirleme ve kişilerden elde edilecek gelecek gelirlerin bugüne indirgenmesine ilişkin gömülü değer hesabı (emdedded value), sigorta ve emeklilik şirketlerinin ürünlerine has bir risktir. Zaman zaman finansal ya da operasyonel risk içine alınsa da anılan risk, mevcut durumda sigorta ve emeklilik şirketleri için ayrı bir risk olarak belirmektedir. Bu bölümde, tüm şirketlerin paylaştığı süreçlerden ziyade, sigorta şirketlerine özgü süreçler risk odaklı bir yaklaşım ile ele alınmaktadır.

Sigorta şirketlerinde var olan üretim süreci, hasar süreci, tahsilat süreci, reasürans süreci ve muhasebe süreci yanında, ekonomik bir varlık olarak sigorta şirketinin sermaye dağıtımı ve planlamasına yönelik bir süreçten bahsedilmektedir. Buradaki asıl mesele, her şirketin yönetiminin karar vermesi gereken “Nereye, ne kadar bütçe ayrılmalı?” sorusuna yanıt arama gayretidir. Sigorta şirketi olmasa dahi bir şirketin elindeki sermaye ile nerelerde hangi işlere girişeceği ve hangi yatırımları yapacağı ile ilgili kararı net bir şekilde vermesi gerekmektedir. En stratejik adım olan sermaye dağıtımı hususunda en alttan en üste doğru bilgi akışının olması elzemdir. Bu noktada, üç katmandan oluşan karar alma piramidinde hemen hemen her katmanın katkısının azami derecede olması beklenmektedir.

Risk alma isteği olarak da betimlenebilecek olan risk iştahı, şirketin belirli bir zaman dilimi içinde üstlenmek istediği risk miktarı olarak tanımlanmaktadır. Şirketlerin risk iştahı, kurumun hedefleri, kurum kültürü ve genel ekonomik şartlara göre değişiklik arz edebilmektedir. Kurumların risk iştahı genel olarak düşük, orta ve yüksek olarak sınıflandırılmaktadır . Risk iştahı daha fazla olan bir şirket, sermayesinin büyük bir bölümünü daha riskli alanlara yatırabilmektedir. Risk iştahına paralel olarak faaliyetleri planlamak ve gerçekleştirmek, şirketin istenilen risk sınırları içinde kalmasını sağlamaktadır. Risk iştahının belirlenmesi ile birlikte sermaye dağıtımı sürecinin işletilmesi sonrasında, izlenecek işletme politikası veya politikaları belirlenmektedir.

Teorik olarak yaklaşıldığında hemen hemen her süreçte en az bir risk unsuru bulunabileceği aşikârdır. Riskler, kuruluşlara ait iş süreçlerine içkin eksiklik ya da aksaklıklar sonucunda ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla, riskleri tanımlamadan önce kuruluş için hayati öneme sahip tüm iş süreçleri sistematik bir şekilde tahlil edilmelidir. Bu tahlil süreci, risk yönetimi uygulamaları ile sürekli tekrarlanan bir hale getirilmelidir.  Öte yandan, sigortacılık sektörünün kendine has yapısından dolayı, değişik süreçlerde yoğunlaşmış durumdaki risklerden söz edilebilmektedir. Risk iştahının belirlenmesi ise sigortacılık sektöründe en önemli hususlardan biri olarak belirmektedir.

Bir sigorta şirketi, kimi, ne zaman, ne süreyle, ne kadar bedel karşılığında, ne kadar teminat sunarak sigortalayacağını çok dikkatli bir şekilde belirlemek zorundadır. Burada, temel anlamda bir riskin kabulünden bahsedilmektedir. Sigorta şirketleri doğaları gereği riskten kaçınma seçeneğini değerlendirmezler; bunun yerine riski paylaşma – ki sigortacılığın temelinde yer almaktadır – öncelikli olarak uygulanır. Ardından sigorta şirketleri, riski azaltma (risk yönetimi denebilir) ve risk transferi (reasürans denebilir) işlemlerini uygulama yoluna gitmektedirler.

Sigortacılıkta ürün tasarımı, pazarlama, satış ve muhasebe süreçleri temel olarak “karşılık esasına” dayandığından dolayı bir bütün olarak ele alınabilmektedir. Buradaki asıl husus, sigortacılıkta, hesaplanan risk ile sigortalı adayının segmentasyonunun ve sigorta edildiği takdirde muhasebe sürecinin karmaşık bir yapı arz etmesidir. Bir sigorta ürününün hazırlanmasında “kime satılacağı” önemli olduğundan yaş ve risk değerlerinin matematiksel bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, aktüerya uzmanlarının büyük verilerle yaptıkları analiz ile risk, gerçekten de – neredeyse elle tutulacak şekilde – somutlaştırılmaktadır. İşte risk odaklı süreç belirlemenin ilk aşamasında, aktüeryal temelde ürün tasarlama süreci ilk olarak ele alınmalıdır.

Ürün tasarlama sürecinde, henüz “müşteri” konumundaki sigortalı tanınmadığı için genel değerlendirmeler yapılmaktadır. Buradaki esas risk, doğru sektör verilerinin kullanılması, aktüeryal hesaplama uygulamalarına doğru verilerin eklenmesi, verilerin bütünlüğünün korunması, şirket verilerinin eksiksiz bir şekilde saklanıp kullanılmasıdır. Tabii ki hemen hemen her şirkette müşteri verisi önem arz etmektedir ve fakat sigorta şirketleri “kendi portföylerinden” hareketle de aktüeryal risk hesaplamaları yapabildikleri ve “ürün fiyatlarını” riske endeksledikleri için müşteri verisi ve bu verinin dikkatli saklanıp kullanılması çok, ama çok önemlidir.

Öte yandan, ürünün satılması yani “üretimi” aşamasında, sigortalı adayının risk seviyesinin sağlıklı ve doğru bir şekilde ölçülmesi önemli bir husus olarak belirmektedir. Şirketin kendi kaynakları ile yarı-bilinmez bir düzlemde tayin etmiş olduğu “gerçeklik”, yani sigorta tarifeleri denilen sigorta bedel matrisleri, sigorta şirketinin satıştan sorumlu aracısı, sigortalı adayı ile karşılaştığında “gerçek hesaplamalar” için devreye girmektedir. Burada esas konu, sigortalı riskinin doğru bir şekilde tartılması ve kabul edilecek risk düzeyine göre sigortalı adayının konumunun belirlenmesidir. Risk kabul (underwriting) süreci de denilebilecek üretim süreciyle hem tetiklenen hem de paralel yürüyen bu süreç, üretim aşamasında sigortalının “riskinin yanlış ölçülmesi” riskine yönelik olarak oluşturulmuş bir risk yönetimi unsuru olarak belirmektedir. Underwriting – risk kabul süreci, sigorta risklerinin incelenmesi, kabul edilmesi veya reddedilmesi; ayrıca kabul edilen risklerin sınıflandırılması yoluyla her bir riske özgü primin belirlenmesi sürecidir. Bu sürecin amacı, bir sigortalı havuzunda riski, sigortalı ve sigortacı arasında adilane bir şekilde dağıtmaktır. İşte, bir sigorta şirketinin en önemli iki riskinden bir değeri de bu underwriting-risk kabul sürecidir.

Sigorta şirketlerinin en önemli riski içeren üçüncü süreci ise hasar sürecidir. Aslında, doğru bir şekilde uygulanan sigorta ürünü tasarlama süreci ve risk kabul süreci, tam olarak hasar sürecinin risk unsurlarının “önceden” bertaraf edilmesi için atılmış iki büyük adımdır. Önemli bir aktüeryal çalışma ile belirlenen ürün ve sigorta fiyatının yanında, iyi bir şekilde işleyen risk kabul sürecinin amacı “en az hasar dosyası açılmasıdır”. Burada, rahatlıkla belirtilebilir ki sigorta şirketleri riskin üç temel unsurunu, yani paylaşma, azaltma ve transfer etme unsurlarını en etkili şekilde kullanarak teknik kârlarını en üst düzeye çekmek isterler. Hasar sürecinde doğru hasar tespiti, hasarın oranı, hasarın tutarı gibi temel değerlendirmeler yapılmaktadır. Burada da risk, tüm bu işlemlerin “hatasız ve doğru” bilgiler ile yapılıp yapılmadığı noktasında oluşmaktadır. Ürün tasarımı, üretim ve kabul süreçlerinin ardından – neredeyse sigortacılığın doğası gereği – hasar oluştuğunda, şirketin hasar sürecini sağlıklı bilgiler ve yetkin personel ile yürütmesi gerekmektedir. Bu noktada, bilhassa üçüncü şahıslar tarafından sebepsiz hasar tazminatı taleplerinin seçilmesi ve gerçek hasarların tespit edilip müşteri memnuniyetinin sağlanması önemli hususlardır.

Pazarlama, muhasebe, bilgi sistemleri, insan kaynakları gibi hemen hemen tüm ticari işletmelerde yer alan veya yer alması beklenen süreçler yerine, sigortacılıkta özellikle risk yönetimi hususlarının dikkatle uygulanması gereken üç süreçle ilgili olarak riskin temel alınması ve sürecin buna göre belirlenmesi gerektiği ile ilgili açıklamalar yukarıda yer almaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.