Mobil Teknolojiler: Yıkıcı mı bunlar?

Bu metinde mobil teknolojilerin, yıkıcı teknoloji olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği konusu tartışılmaktadır. Şu anda dahi elimizin altında ve hayatımızın tam içinde olan mobil teknolojilerin yıkıcı bir yapıda olup olmadığı ile ilgili değerlendirmeler burada yer almaktadır.

1. MOBİL TEKNOLOJİ VE YIKICI TEKNOLOJİ NEDİR?

1.1. Tanımlar

Mobil teknoloji, temel olarak teknolojik anlamda hücresel iletişim (cellular communication) için kullanılmaktadır. Hücresel iletişimin yıllar itibarıyla gelişmesi ile birlikte mobil teknolojiler, iş yaşamı ve günlük hayatta her an karşımıza çıkan bir yapıya bürünmüştür.

Yıkıcı teknoloji ise Harvard Üniversitesin profesörü Clayton CHRISTENSEN tarafından 1997 yılında Yenilikçinin İkilemi (Innovatior’s Dilemma) isimli kitabında bahsettiği yıkıcı yenilikten hareketle tanımlanan teknolojidir. Yıkıcı teknoloji, mevcut durumda baskın bir şekilde var olan bir teknolojiyi, ürünü ya da iş yapış tarzını bir daha kullanılmamacasına kenara bıraktıran ve yeni bir kullanım alışkanlığı yaratırken pazarda neredeyse sıfıra yakın bir “rahatsızlık” oluşturarak eski baskın teknolojiyi belirli ölçüde hafızalardan sileyazan yenilik, ürün ya da hizmettir.

1.2. Örnekler

Mobil teknoloji için örnekler aslında bir masanın üzerindeki cihazları sayarak rahatça bulunabilir. Kolayca taşınan, devamlı yanımızda bulunan tüm teknoloji ürünleri aslında birer mobil teknoloji aygıtı olarak adlandırılabilir. Masamızın üzerindeki teknolojik ürünlere hızlı bir bakış, akıllı telefonlar, tablet bilgisayarlar (tabletler) ve diz üstü bilgisayarların (laptoplar) varlığıyla bizi karşı karşıya getirmeye yetecektir. Bunlar başlı başlına mobil cihazlar olup bize bilgi üretme ve tüketme imkânı veren aygıtlardır. Ancak bu cihazların günümüzde etkin bir şekilde kullanılması için yerel ağ bağlantısı ya da mobil ağ bağlantısı kurması, neredeyse elzem boyutta bir teknolojik gereksinimdir. Zaten genel olarak dile getirilen husus mobil internetin mobil teknolojiler için vazgeçilmez bir unsur olarak belirdiğidir.

Yıkıcı teknolojilere örnekler ise tarihsel olarak bolca karşılaştığımız, ancak günlük hayatta zihnimizde yer işgal etmeyen ürünler olarak karşımıza çıkmaktadır: Örneğin içten yanmalı motorlu araçların atlı arabaları ortadan kaldırması, taşınabilir hesap makinesinin sabit hesap makinelerinin kullanımını aşırı derecede sınırlandırması, elektronik postanın standart postanın yerini (neredeyse) alması gibi… Yıkıcı teknolojiye verdiğimiz örnekler, pazarda ürünlere talep gösterenlerin rahatsızlık duymaksızın yeni ürüne geçtiğini de zımni olarak göstermektedir.

2. MOBİL TEKNOLOJİLERİN GÜNÜMÜZDEKİ DURUMU

2.1. Mobil Teknolojilerin Gelişimi

2000’lerin başından itibaren mobil elektronik aygıtların kullanımının arttığını gözlemlemekteyiz. Mobil aygıtlara örnek olarak herkesin aklına gelen cep telefonlarından önce, taşınabilir hesap makineleri, taşınabilir radyolar, taşınabilir kasetçalarlar (walkman) ve diskçalarlar (discman) elektronik ürünlerin kolayca taşınarak her zaman yanımızda bulunması fikrine dayanan ürünlerdi. Bu ürünler, uzun yıllar herkes için birer cazibe objesi olarak anılmıştı. Ancak bu ürünlerden taşınabilir hesap makinesi dışındaki hiçbiri, kendisinden taşınmayan sürümünü ortadan kaldıracak güçte değildi. Taşınabilir radyolar, sabit radyoları; taşınabilir kasetçalar/diskçalarlar ise müzik setlerini ortadan kaldıramamış; hem mobil hem de sabit sürümler birlikte var olmaya devam etmişti.

Mobil teknolojilerin, aynı teknolojilerin sabit sürümlerinin yerine geçmeye başlaması için işlemci gücündeki ve depolama alanındaki tarihsel gelişimin yanında bir başka unsura daha ihtiyaç duyulmaktaydı: İnternet.

Mobil teknolojilerin gelişim süreci veya başka bir deyişle yaşadığı “evrim” aslında Soğuk Savaş’tan önce ve sonra olarak ikiye ayrılabilir. Soğuk Savaş’ın devam ettiği 1990 öncesinde Batı dünyasında geliştirilen internet, yüksek hızlı bilgisayarlar ve iletişim yöntemleri özellikle Doğu Bloku’nun dağılmasının ardından yeniden hız kazanan küreselleşme ile birlikte tüm dünyaya yayılmaya başladı. Özellikle 1995 sonrasında internet kullanımında yaşanan patlama, dünyanın neredeyse 1/6’sının 2000’lere gelmeden internetle tanışmasına vesile oldu. GSM sektöründeki gelişmeler ise internetin mobil bir hal almasını sağladı.

2.2. Mobil İnternet

2000’ler, hem dünyada hem de ülkemizde internetin bir lüks unsurundan bir ihtiyaca doğru evrilmesine şahit oldu. Mevcut durumda, bir milyar kişinin bir şekilde mobil olarak internete girmek için mobil bir cihaza sahip olduğu belirtilmektedir. 2015 yılında mobil tarayıcı kullanımının kablolu aygıtlardaki tarayıcı kullanımını geçeceği tahmin edilmektedir. 4. kuşak kablosuz ağlar, günümüzde kullandığımızdan çok daha hızlı veri alışverişine izin verecek yapıdadır.

Genel olarak internete, özel olarak ise mobil internete erişim ücretlerinde de kayda değer düşüşler yaşanmaktadır. Kuzey Avrupa ülkelerinde, bir hak olarak görülmeye başlanan hane halkı internet bağlantısı ayrı bir örnek oluştursa dahi gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde hane halkı internet erişimi ücretlerinde önemli düşüşler olduğu görülmektedir. Uluslararası Telekomünikasyon Birliği’nin 2013 yılındaki raporuna göre “geniş bant internet erişim ücretleri son 4 yılda yüzde %82” oranında düşüş göstermiştir. Buna paralel olarak mobil internet ücretleri de düşmektedir.

Mobil internet kullanan mobil cihazların yaygınlaşması ve mobil cihazların birden fazla işi yapabilir hale getirilmesi mobil teknolojilerin yıkıcı teknolojiler arasına girip girmediği sorusunu gündeme getirmektedir.

3. YIKICI TEKNOLOJİ BAĞLAMINDA MOBİL TEKNOLOJİLER

Tüplü (CRT) televizyon ve monitörler, çağrı cihazları, araç telefonları, ev radyoları, walkman’ler, diskçalarlar, filmli analog fotoğraf makineleri, hesap makineleri, at arabaları… günümüzde bunları sıklıkla kullandığını söyleyebilen insan sayısı sıfıra yakın olabilir. Tüplü televizyonların görüntüsünün çok daha kaliteli olduğunu söyleyip LCD ve plazma televizyon almayan insanların çoğunlukta olduğu kısa bir dönemden sonra tüplü televizyonlar LCD ve plazma televizyonlar tarafından silineyazdı. Araç telefonları ve çağrı cihazları cep telefonlarına; ev radyoları, walkman’ler ve diskçalarlar MP3 çalar ve cep telefonlarına; filmli analog fotoğraf makineleri dijital fotoğraf makineleri ve cep telefonlarına; hesap makineleri yine cep telefonlarına; at arabaları içten yanmalı motorlu arabalara yenildiler ve piyasadan neredeyse tamamen çekildiler. Yenilenler, sadece nostaljik birer zevk oyuncağı haline dönüştüler.

Yukarıda saydıklarımızın çoğunda “yıkıcı” unsur olarak cep telefonu sayılmaktadır. Günümüzde tabletler de cep telefonlarına ya da artık “akıllı telefonlara” eklenerek birçok teknolojiye karşı yıkıcı bir hal almıştır diyebiliriz. Taşınabilir oyun aygıtları (PSP, Nintendo DS gibi) akıllı telefonların sunduğu oyun deneyimine karşı ayakta kalmaya çalışmaktadır. Öte yandan, hesap makinesi ve fotoğraf makinesi akıllı telefonların bir “uygulaması” durumuna düşmüştür. Bir bilgi üretme aygıtı olarak masa üstü ve diz üstü bilgisayarların yerine büyük bir hızla akıllı telefonlar ve tabletler kullanılmaya başlanmıştır. 2017 yılında 2013’te satılacak tabletlerin tam beş katı kadar tablet satılacağı ve hatta 2013 yılının sonunda tablet satışlarının diz üstü bilgisayar satışlarını geçeceği öngörülmektedir. Mobil internet ile birleşen akıllı telefon ve tabletler radyo ve televizyon ile birlikte bilgisayarların da sonunu getirmeye hazırlanıyor izlenimi vermektedir. Renkli televizyonun bir gereklilik olmadığı kanaatinin ileri sürülmesi gibi Blackberry CEO’su Thorsten HEINS’ın 2013 yılının Nisan ayında “Beş yıl içinde artık bir tablet edinmenin gerekli olmayacağını düşünüyorum.” yorumu da tarihteki “talihsiz açıklamalardan” biri olma potansiyelini haiz görünmektedir.

4. SONUÇ: MOBİL TEKNOLOJİ YIKICI, HEM DE ARTAN BİR ETKİYLE YIKICI

Mobil internetin mobil aygıtlar ile birleşmesi sonucunda, internete her yerden ulaşabilen telefon, tablet ve multimedya oynatıcısı cihazlar, kullanıcı alışkanlıklarını köklü bir şekilde değiştirmektedir. Saat ve takvim dâhil olmak üzere çoğu bilgi kaynağını bünyesinde toplayan akıllı telefon ve tabletler, kullanıcıların multimedya ile ilgili tüm ihtiyaçlarını karşılamak için daha da hızlı bir şekilde geliştirilmektedir. Kişilerin fiziksel (egzersiz/koşu yardımcısı-sayıcısı, kalp ritmi ölçümcüsü vb.) ihtiyaçlarına bile ufak adımlarla yardımcı olmaya çalışan bu mobil teknolojilerin artan bir şekilde yıkıcı olduğu kanaatine varmak zor olmasa gerektir. Ancak sorunun diğer yanında, günümüzdeki diğer yıkıcı potansiyele sahip teknolojilerin ne ölçüde haber değeri taşır bulunduğu durmaktadır. Bilgi işçiliğinin otomatizasyonu, “şeylerin interneti”, bulut bilişim (ki mobil teknolojilerin desteği konumunda olabilir), ileri robotik, otomatik araba sürüşü, genetik ve genom çalışmaları, enerji depolama, 3 boyutlu yazım/basım, işlenerek geliştirilmiş maddeler, geliştirilmiş yakıtlar ve geri dönüşüm, yenilenebilir enerji de uzmanlar tarafından yıkıcı yenilik olarak değerlendirilmektedir. Ancak bunlardan mobil internet ile birlikte bulut bilişim, yenilenebilir enerji ile geliştirilmiş yakıtlar ve geri dönüşüm konuları haberlere konu olmaktadır. Söz konusu teknolojilerden hangisinin yıkıcılıkta şampiyon olacağı ise önümüzdeki 10 yılda az da olsa kendini belli edecek gibi görünmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.